
Zamanın Ötesinden Melodiler
Esra Tandoğan
Bir kitabı elime alıp aralıyorum. Sayfaların arasından hafif bir müzik duyuluyor. Müziği daha yakından duymak istiyorum, sayfaların içine daldıkça kendimi müziğe kaptırıyorum. Bir zamanların şarkıları kulaklarımda çınlıyor.
Feyza Kartopu “Zamanın Şarkısı Çocuk Dürbünüyle Denemeler” kitabında sizi masalsı bir yolculuğa çıkarıyor. Kitap, çocuklar için yazılmış ama beni de kendine hayran bıraktı. Hem de sadece içimde çocuk kalan yanımı değil, tam da şimdiki beni.
“Zamanın şarkısı akıp dururken o şarkıdan kaç nota daha taşıyabilirim kulaklarınıza?” diyor önsözünde Feyza Kartopu. “Yaşarken ya da bir sanat dalıyla uğraşırken atalarımızın deneyim ve hikâyelerini bilerek yol almak, yıldızların ışığında yürümek gibidir,” diyerek bizi masalsı bir yolculuğa çıkarıyor. Geçmişe açılmış sihirli bir kapıdan geçiyor, “ Acaba bunlar gerçek mi?” diye düşünürken, bir yandan araştırmalar yaparken buluyoruz kendimizi.
Kandillerin aydınlattığı sokaklarda dolaşıyor, ağaç bayramlarına katılıyor ve pelerinsiz süper kahramanlarla,… karşılaşıyoruz.
“Bunları okumak bir masalın sayfalarını aralamak gibi gerçekle düş arasında görülebilir. İnanmakta zorlanabilir, gözlerini iri iri bir düğme gibi açabilirsin. Ancak hepsi gerçek. Dünün gerçekleri. Hemen ardından şu soru takılabilir aklına: Eskiden hep iyiye ve güzele dair şeyler mi oluyordu? Elbette hayır. Üstelik böyle olsaydı iyinin ve güzelin kalbinde neye karşılık geldiğini anlayamazdı insan. İyilik göründüğünde ve yaptığında bir bulut denizi gibi berrak olmazdı içi. Belki de bu yüzden kuş pazarlarına ihtiyaç vardı.”
Kartopu; çocukların kuşkuya düşeceği an: “Evet kuşkuya düşebilirsin bu normal, insanlar kötülükler de yapabilir ancak kuş pazarları gibi yerler var oldukça iyilikler çoğalacak,” diyor. Tam da burada Hobbit filminde Gandalf’ın sözü aklıma geliyor: “Karanlığı uzak tutan şeylerin, sıradan halkın günlük işleri olduğunu keşfettim. Nezaket ve sevgi gibi basit davranışların…”
Yine önsözünde Kartopu; “Eski şarkıları söyleyip durmanın ne faydası var?” diye soruyor. Ve cevaplıyor: “Bu hikâyeler her şeyden önce bugünün şarkısını söyleyebilmen için gerekli sana. Onlar karanlık gecedeki yıldızlar gibi çünkü,” diyor ve geleceğe ışık tutuyor kitabın “Acil Eylem Planı” bölümünde.
Hayırmatik yoksa sadaka kutusu yapabilirsin, kandil başında masalcı yoksa belki de elektrikler gittiğinde masalcı görevi üstlenebilirsin, sen kendi ağaç bayramını kutlayabilirsin…
Edebali’nin “Geçmişini bilmeyen, geleceğini de bilemez. Geçmişini iyi bil ki, geleceğe sağlam basasın. Nereden geldiğini unutma ki, nereye gideceğini unutmayasın!” sözünü hatırlıyorum kitap boyunca. Geçmişi çocuklara hikâye tadında denemelerle sunuyor Feyza Kartopu.
Ben kitap boyunca masalsı bir yolculuğa çıkıp arka kapağı kapattığımda kalbimde hoş duygular hissediyorum. Peki ya çocuklar? Çocuklarımız denemeler için neler hissediyor? Neden çocuk denemeleri bu kadar az basılıyor?
“Okunan her kitap, dinlenen her şarkı, ezberlenen her şiir, gidilen yerler ve yürünen yollar, geçilen yazlar, baharlar, kışlar bir tortu bırakır kalbine. Bir iz. Sanki o şarkı sensindir. O mevsimler senin kalbinde yeşerip solmuştur. O dizeler senindir…” diyor Feyza Kartopu kitabında. Çocukların kalbinde kocaman bir iz bırakacak bu kitabın, okuru bol olsun.
